Duvar Örülmeden Önce Gök Herkesindi

Telin arkasından çektim. Başka açılardan da denedim. Akşamüstüydü, gök turuncuya dönüyordu. Yarım bir binanın farklı katlarında yedi adam çalışıyordu. Biri kalıbın kenarında eğilmişti, biri en uçta duruyordu. Güzel görünüyordu. Çektim ve devam ettim. Ertesi akşam çektiğim fotoğraflara bakarken beni bu fotoğrafta neyin tuttuğunu düşünmeye başladım. Dikenli tel? Benim durduğum yerle…

Kalpleri Kim Taşıyor?

Kimin sevincini taşıdığını bilmiyorsun. Sabah kaç kalple çıktın evden? Kaçını geri götüreceksin acaba? Abi! Abi diyorum ama bir iki yaş anca vardır aramızda. Yüzünü görmedim; hikâyeni uyduruyorum işte, helal et. Baloncu abi! Duymuyorsun… Şu en üstteki moru kime satacaksın acaba? Bir babaya belki, kızının karnesine. Bir erkeğe, özür borcuna. Elindeyken…

Nöbet

Mooi altı kilo altı yüz gram, Simba dört buçuk kilo. Mooi altı yaşında, Simba beş. İkisinin de kaç kilo olduğunu ezbere bilirim, kaç gram mama yediklerini de. Ve birçok şeyi daha. Kendi ateşim otuz beş yedi mesela. Öyleydi. Göğsüm artık inip kalkmasa da Mooi üstümde ve onun sıcaklığı hâlâ duruyor.…