Kısa Bir Uzun Yol Yazısı

Ankara-İstanbul karayolunun kim bilir kaçıncı kilometresi; kulağımda Loneliness, aklımda hiçbir şey düşünmemenin ne kadar zor oluşu… Sağ arka çaprazımda oturan kızın sürekli muavini çağırmasını hayra yoruyor oluşum ne kadar acı. “Yolculuğumun kalan 2.5 saatinde Dune’a başlarım” diye düşünürken kitabı Ankara’da unuttuğumu farketmem daha mı acı peki? Yok ya ben yazı yazamıyorum, en azından söyleyecek bir şeyim olmadığı zaman. Video çekmeyi daha az beceremiyorum bence. Otobüste çekilmiş, konuşmadığım ama ağzımın oynadığı; sonradan altyazı eklenmiş bir video fikri fena gelmedi düşününce, uzun yollarda akla gelen herhangi bir fikir kadar “fena” anca. Hoşça kalın.

Not : Cyberstalking sağlığa zararlıdır.

15 Mayıs 2011 İnternet Sansürüne Karşı Yürüyüş Eskişehir

İstanbul’dakinin yanında elbette sönük kalır bu kalabalık. Fakat yine de insan “Ulan 2 üniversite, binlerce öğrenci… Niye daha kalabalık olamadık?” demeden edemiyor. Daha fazla klişeye bulaşmamak için Martin Niemöller‘in o meşhur “Naziler komünistler için geldiğinde sesimi çıkarmadım…” ile başlayan anlatımını yazmayacağım. Her daim sesini çıkaran insanlar olması umudu ile fotoğraflara geçelim.

www.flickr.com

Tamamı için bu adresi ziyaret edebilirsiniz.

15 Mayıs 2011 Deklarasyonu

Temel Hak ve Özgürlükler Engellenemez

1. İnternet kullanıcılarının ifade özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkı engellenemez.

Güvenli İnternet Filtreleme Uygulaması Kaldırılmalıdır

2. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, 22.02.2011 gün ve 2011/DK-10/91 sayılı düzenleyici işlemi yasal dayanaktan yoksundur. Yasal dayanağı olmayan işlem BTK’ya yasalarda öngörülmeyen bir yetki vermektedir. Aynı zamanda düzenleyici işlem Anayasa ve Uluslararası Sözleşmelerle korunan temel hak ve özgürlükleri doğrudan kısıtlamaktadır. Uluslararası kuruluşlar tarafından açık ve filtresiz İnternet erişimi temel bir insan hakkı olarak görülmeye başlanırken, filtreli İnternet Türkiye’de “standartlaştırılmaya” çalışılmaktadır.

3. BTK Başkanı’nın standart profilin mevcut profil olduğu, isteyenin filtrelemenin dışında kalabileceğine ilişkin açıklamaları doğru değildir. Hali hazırda standart profil diye bir kavram olmadığı gibi filtreleme de söz konusu değildir. Yeni gelen mekanizma ile filtreleme sistemi dışında kalmak mümkün olmayacaktır. Yetkililer gerçekten samimi iseler filtreleme olmayan bir alternatifi İnternet kullanıcılarına sunmak zorundadırlar.

4. Filtreleme sistemi ile izleme yapılmayacağına dair açıklamalar da güven vermekten uzaktır. Şüphesiz filtreleme sistemi ile her bir kullanıcının tek tek izleneceği iddia edilmemektedir. Ancak herkes filtreleme sistemine tabi olduğunda potansiyel olarak tüm kullanıcıların idarenin uygun gördüğü zamanda izlenmesinin yolu açılmış olacaktır. Devletin insanların evlerini izlemeye hakkı olmadığı gibi İnternetini de izlemeye hakkı
olmamalıdır.

5. 22 Ağustos 2011 tarihinde yürürlüğe girecek olan BTK filtreleme uygulaması kullanıcılar tarafından öngörülebilir değildir, keyfidir, ve yapısal olarak bir kontrol ve sansür mekanizmasıdır. Filtreleme sistemi çerçevesindeki profillerden hangi sitelere erişim engelleneceği konusundaki kriterler kullanıcılara bildirilmemiştir. Filtreleme listelerinin oluşturulması için tam yetki BTK tarafından yine BTK’ya verilmiştir. Halihazırda uygulamada bulunan 5651 sayılı yasanın yol açtığı aşırı engellemenin ötesinde şimdi BTK tamamen keyfi tercihlerle yüzbinlerce İnternet sitesini ulaşılamaz hale getirecektir. Hukuka aykırı, ölçüsüz ve keyfi idari işlem demokratik hukuk devletinde kabul edilemez.

6. Türkiye’nin üyesi olmaya çalıştığı Avrupa Birliği, üyesi olduğu Avrupa Konseyi ve AGİT’e üye devletler içinde kullanılması zorunlu benzer bir devlet politikası bulunmamaktadır. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi kamu otoritelerinin genel engelleme ya da filtreleme önlemleriyle, kamu bilgilerine erişimi ve İnternette sınır tanımayan diğer
iletişimi kesintiye uğratmamaları gerektiğinin altını önemle çizmiştir, ve devletin ön denetimine dayalı bu ve benzeri uygulamalar kesinlikle kınanmalıdır ifadelerini kullanmıştır.

7. Daha önce erişim engelleme kararlarında olduğu gibi yetkililer hukuken gerekçelendiremedikleri kararlarını ilgisiz ülke örneklerini kullanarak meşrulaştırmaya çalışmaktadırlar. Neden seçildiği anlaşılmayan bu ülke politikalarının aktarımında da kasıtlı saptırmalar yapılmaktadır. Israrla başkalarının hayatlarına müdahale etme isteğinde
bulunan idari yetkililerin meşruiyetlerini dünyadaki olumsuz örneklerde araması kabul edilemez.

Çocukların Zararlı İçerikten Korunması için Öngörülen Devlet Politikası Yetişkinleri
Etkilememelidir

8. Gerek Avrupa Birliği gerekse Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Komisyonu çocuklar gibi zarar görmesi mümkün grupları korumak için yasal önlemler almaktansa öz-denetim yollarına gidilmesini teşvik etmektedir. Bu bağlamda, yine her iki örgüt de çocukların erişimi için uygun olmadığı düşünülen ve hukuka uygun içeriğe yetişkin kullanıcıların ulaşmasını
engellemeyecek önlemler alınmasının önemini vurgulamıştır. Bu nedenle, üye ülkeler ev ve okul bilgisayarları ile İnternet kafelerde filtre programlarının kullanılmasını teşvik etmeli ama devlet düzeyinde ülke çapında zorunlu filtreleme girişimlerinden her ihtimalde kaçınmalıdır. Eğer filtre kullanımı aileler tarafından gerekli görülüyorsa, bu kullanım bireyler tarafından kendi kişisel bilgisayarları üzerinde gerçekleştirilmelidir.

Açık, Şeffaf ve Katılımcı Politikalar Geliştirilmelidir

9. TİB’in ısrarlı taleplere rağmen erişime engellenen sitelerle ilgili istatistikleri açıklamaması, idarenin şeffaflıktan uzak ve keyfi tercihleri politikasını belirleme konusunda ana yöntem olarak seçtiğini ortaya koymaktadır. Hükümet, mevcut politikası ve uygulamaları yerine çocukları gerçekten zararlı İnternet içeriğinden korumak için yeni bir politikayı
katılımcı bir şekilde geniş kamuoyu desteği (sivil toplum, akademi, ve özel sektör) ile geliştirmelidir.
Ancak bu yeni yapılanma, çoğunluğun ahlaki değerlerini diğerlerine dayatacağı bir çalışma olmamalıdır. Bu açıdan, BTK Başkanı’nın filtreyi meşrulaştırmak için kullandığı “Anadolu’nun ücra köşelerinden mütedeyyin insanların şikâyetini görmezden
gelemeyiz” ifadesi kabul edilemez. İdarenin tüm Türkiye’ye Anadolu’nun muhafazakar değerlerini dayatma gibi bir görevi ve yetkisi yoktur. İnternet düzenlemesine ilişkin yeni politika, ifade özgürlüğüne ve yetişkinlerin her türlü İnternet içeriğine erişim ve tüketim haklarına saygı temelinde geliştirilmelidir. Bu ilkeleri içeren yeni politika, şeffaf, açık,
katılımcı ve çoğulcu bir yöntemle belirlenmeli ve hayata geçirilmelidir.

logorama

logorama sadece karakterlerin değil, içinde geçen herşeyin marka amblemleri ya da logoları olduğu bir animasyon. geçtiğimiz oscar ödüllerinde en iyi kısa animasyon dalında olmak üzere toplam 9 birinciliği var. fransız animasyon ekibi h5 tarafından çekilmiş. 16 dakikaya yüzlerce markanın görselini sığdırmayı başarmışlar, kullanılan markaların listesine tamamına buradan ulaşılabiliyor.
filmin hikayesi oldukça basit. michelin logolu polisler, mc donald’s’ın maskotu olan ronald mcdonald’ı kovalıyor los angeles sokaklarında. bu basit hikayeyi farklı kılan şey ise bahsettiğim gibi filmde görünen herşeyin logo olması. ister kapitalizm eleştirisi ister reklamcılığa dokundurma olarak algılayın, gerek fikir gerek uygulama olsun başarılı bir yapım.

güney afrika işkencesi

64 maç var dünya kupasında, toplam 96 saat; 96 saat vuvuzela sesi… “çin işkencesi” kalıbının kullanımı bir süre rafa kalkar, “güney afrika işkencesi” varken. ara vermeden nasıl çalıyorlar bu cins aleti anlamadım hala. internette dönen nice kampanyaların sese herhangi bir etkisi olmadı ne yazık ki. euro 2016’ya adaydık, alamadık – o da ayrı bir tartışma konusu – düşünsenize 90 dakika boyunca davul-zurna ikilisini.

coca cola da bu mevzuya değinmiş reklam filminde. ali dayı ve afrikalı bir genç kapışıyorlar. ali dayı zurna çalıyor, karşısındaki eleman vuvuzela. kazanan sizce de belli değil mi? ey vuvuzela, sen ki bana zurnayı sevdirdin ya ben daha birşey demiyorum. reklam aşağıda.

saat farkı

siz olsanız her tatilde brezilya saatine göre yaşamamı neyle açıklardınız? ben bir açıklama bulamıyorum. son zamanın en popüler mefhumlarından “sıçtın mavisi” zaten benim evvelden beri aşina olduğum birşey, abartılması anlamsız geliyor bana. hiç son doğum gününüzde “düşünmem yeter” samimiyetsizliği yüzünden ne hediyeler kaçırdığınızı düşündünüz mü? peki ya ladesim lades olsun mu? olsun.